|
|
|||
| Üç Aylık Mimarlık Kültürü Dergisi | |||
| editörden | içindekiler | dosya sunuşu | english summaries | Dizin | | |||
|
Sayı 10-Kış 2003
Sevgiye, Bilgiye, Umuda Özlem
Kasım ayı İstanbul'da terörle birlikte yaşandı. Pek çok vatandaşımız kör terörün kurbanı olarak hayatlarını kaybetti; yaralananlar oldu. Hepsinden önemlisi de ortak yaşama duygumuzun, birlikteliğimizin yara alması, tartışılmasıydı. İstanbul'u İstanbul yapan kültürel birikimin renkliliği bu vesileyle bir kez daha gözler önüne serildi. İstanbul'un yakın tarihin tanığı olan hemen her semtinde "öteki"nin izini bulmak mümkün, yeter ki görmek isteyelim, benimseyelim, değerlendirelim. Bu sayımızda sizlere böylesi bir çabayı tanıtıyoruz. Kevork Pamukciyan'ın çalışmalarının derlendiği 4 ciltlik kapsamlı eseri Ayda Uyar "Ermeni Kaynaklarına Göre İstanbul ve Mimarları" başlığıyla ele alıyor. Dileğimiz, bugün hayatta olmayan bu değerli tarihçimizin notlarının sadece mimarlık tarihçilerimize değil, hepimize kaynaklık etmesi, yol göstermesidir. Bu sayımızın dosyasında "Tarihî Çevrede Yapılaşma" konusunu ele alarak işledik. Deniz İncedayı'nın editörlüğünde derlenen dosyamızda farklı yaklaşımların, örnekleriyle birlikte ele alınarak değerlendirildiğini göreceksiniz. Amacımız İstanbul Deprem Master Planı'yla birlikte daha yakıcı bir şekilde gündemimize gelen, İstanbul'un yeniden yapılandırılması tartışmalarına ışık tutabilmek, yol gösterebilmektir. Şüphesiz ki tarihî çevrede yapılaşma sadece İstanbul'un değil, hemen tüm Türkiye'nin sorunu. Yeninin eskiyle birlikte kardeşçe, birbirini ezmeden, birbirinin kişiliğine zarar vermeden bir arada bulunabilmesinin zorluğu açık. Ne yazık ki, etrafımıza baktığımızda meslektaşlarımızın çok da zorlanmadıklarını, eskiyi taklit etmekle, tahrip etmek seçeneklerinden birisini kolaylıkla seçiverdiklerini görüyoruz. Kim bilir, bu zorluğun getirdiği kısıtlamalar belki de mimari yaratıcılığın gelişebilmesi için gerekli ortamı sağlamakta bizlere. Çevremize, yaşadığımız kentin tarihine, bilgiyle, sevgiyle, özenle yaklaşamamışsak, yeniden kuracağımız yapılı çevrenin de sevgisiz, kişiliksiz olması çok muhtemeldir. Önümüzdeki sayıda dosya konusu olarak "İlkokullar, Anaokulları"nı ele alarak işlemeye çalışacağız. Kişiliğimizin, beğeni düzeyimizin oluşumunda mimari çevrenin önemi yadsınamaz. Doğup büyüdüğümüz aile ortamından sonra hemen ilk tanıdiğimiz yapılı çevre, okullardır. Ne yazık ki sevimsiz bir sıradanlığın ürünü olarak karşımıza çıkan bu yapılarla öğrencilerin kültürel olarak kötü bir etkileşim içinde olduklarını düşünüyoruz. Böylesi yerlerde senelerini geçiren, yapılı çevre olarak bunları gören milyonlarca öğrencinin, ileride toplumda potansiyel olarak kötü bir "müşteri" olacaklarını öngörmenin abartı olmayacağını düşünüyorum. * * * mimar.ist 10. sayıya ulaştı. Başlangıçta, çıksın çıkmasın derken, sessiz sedasız ama ısrarla çıkması için çaba harcanan, nasıl ve ne şekilde olacağı tartışılan ve sevgili Şener Özler'in aramızdan ayrılmadan ilk sayısını görebildiği dergisi. mimar.ist'e emeği geçen, Danışma Kurulu toplantılarına katılan, katkıda bulunan, yazılarıyla raporlarıyla, önerileriyle bizleri zenginleştiren herkese yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Dileğimiz yeni yeni sayılarda buluşmak; birlikte çoğalarak, yenilenerek, güzelleşerek gelişmektir. Bu sayımızla birlikte sizlere, dergimizin ilk 10 sayısının dizinini veriyoruz. Dergimiz henüz çok yeni; gelen eleştirilerden, değerlendirmelerden benimsendiğini, izlendiğini, merakla beklendiğini görüyoruz. Görüşlerinizi önemsiyoruz ve iletmenizi bekliyoruz; biçiminden içeriğine oturmuş yapısına rağmen yeni önerilere ve katkılara açık olduğumuzu bilmenizi isterim. Yeni sayılarda buluşabilmek umuduyla, hepinize saygılarımı sunuyorum. H. Bülend Tuna |
||